Ben, Kirke de Sosyal Farklılıklar ve Görünüş

Kirke’nin ailesi ve kardeşleri kusursuz tanrı ve tanrıçalardır. Kirke’nin özellikle kadınlardan farklılığı göze çarparken kendi perspektifinden olan anlatımında diğer tanrıların güzelliğini ve güçlerini vurgular. Kirke diğer tanrıçalar kadar güzel değildir ve doğduğunda annesi bu çocuğun çirkinliğinden bahsetmiştir. “Hayır. Saçları vaşak gibi çizgili. Ve çenesi. Hoşa gitmeyen bir keskinlik var. “Buaçıklamadan Kirke’nin annesi ya da kız kardeşleri gibi olmadığını, güzelliği ile anneye zevk veremeyeceğini anlayabiliriz. Başka bir tanım kardeşlerinden: “Gözleri sidik kadar sarı. Sesi bir baykuş gibi gıcırtılı. Atmaca diyorlar ama öyle çirkin ki keçi demeleri gerekli.” Bu diyalogları okurken zihnimiz genellikle ‘çirkin’ kadınlar yaratır. Ama çirkin kadın nedir? Diğer karakterlerin çok parlak tenleri, kuş sesleri gibi altın rengi saçları ve güneş gözleri olduğu anlamına gelir, ancak Kirke bu özelliklere sahip değildir, bu yüzden çirkin kabul görülür. Ve ayrıca okuyucu, hikâye ilerledikçe bunu sıklıkla görür. Kirke aslında diğerleri tarafından korkulan güce sahip ve bir cadı olarak adlandırılıyor.  Kitabın ana konusunun başlangıcını oluşturan büyü gücü ve sevilmeyen çocuk tanrıça olmasıyla babası ona karşı aşağılayıcı davranır ve Kirke bir adaya sürülür.  

Ben, Kirke, 2018 yılında Goodreads okurlarına göre En İyi Fantastik Roman olarak seçilen ve 2020 yılında en çok okunan kitap olmuştur. Ben, Kirke Amerikalı yazar Madeline Miller tarafından Amerika’da 2018 yılında Türkiye’de ise 2019 yılında yayımlanmıştır. Efsane dünyası, okuyucu için Kirke’nin perspektifinden anlatılmıştır. Kirke, Perseis’in ve güneşin kızı Helios’un kızıdır. Ama diğer kızlardan farklı olması kitabın daha ilk sayfalarında okuyucuya kendini gösterir. Bu sebeple ve Kirke’nin gözünden Mitoloji dünyasının aktarılması okuyucuyu içine çeken etkilerden olmuştur. Kitap, kadın ve modern insan hayatıyla ilgili bazı toplumsal sorunları içeriyor ve okuyucuya iki gizli tez veriyor. Bu kitap, fiziksel farklılıkların tanrıların yaşamına etkisi olabileceğini ve tüm tanrı ve tanrıçaların farklı güç ve statülere sahip olabileceğini içeriyor. Bu konular gerçek hayatla ilgili olabilir. Okuyucu bu tezleri anlayabilir. Tanrı ve tanrıçalar, ölümlüler ve daha fazlası; insan yaşamına hiyerarşi ve fiziksel kusursuzluğun önemi hakkında bilgi verir.

“Dünya iddia ettiğin gibi bir güç olsaydı bunu keşfetmek senin gibilere mi kalırdı?” 

Arkamda yumuşak kahkahalar, amcalarımın yüzünde açık bir alay. Ama en önemlisi, bu sözleri çöp atarmış gibi söyleyen babamın sesi. Senin gibiler.

Hikâye Kirke’nin bu büyük görülen büyüsüyle başlar ve Farmaka büyüsü nedeniyle Aiaie adasına sürülür. Bir ölümlüye âşık olur ve ardından Kirke’nin Kıskançlığı bir canavar yaratmasına neden olur. 

“Habis farmakon kullanarak Glaukos’u tanrı haline getirdim, sonra da Skylla’yı değiştirdim. Glaukos’un ona olan aşkını kıskandım, Skylla ‘yı çirkinleştirmek istedim. Bencilce, yüreğimde kinle yaptım bunu, sonuçlarına katlanacağım.”

“Farmakon,” dedi babam.

“Evet. Kronos’un dökülen kanında yetişen sarı çiçekler, varlıkları en gerçek biçimlerine dönüştürüyor. Yüz çiçek söküp Skylla’nın havuzuna attım.”   

Bu noktada, Kirke’nin cezası bir Farmakis olmasında, yani bir cadı, yatsa da asıl neden yeteneği, fiziksel görünüşüyle ​​ilgili olabilir düşüncesi okuyucuya bir noktada yerleştirilir. Diğer tanrılar gibi olmadığı için bitkilerle sihir yapabilir ve bu yetenek ancak cadılar tarafından yapılabilir. Güzellik standartlarının özelliklerini uygularsa cezalandırılamazdı, başka bir tanrının çocuğu bir cadı olsaydı veya onunla yanlış bir şey yapmış olsaydı, üstü örtülebilirdi veya bu durum daha iyi bir şekilde gelişebilirdi ancak Kirke, diğer kardeşler arasında her zaman istenmeyen bir kardeşti. Bu yargıya bir örnek olarak, Kirke’nin Kız Kardeşi Pasiphae tanrıçalara uygun görülmeyen bir doğum yapar ve bu durum için ceza almaz çünkü o tanrıça Kirkeden daha üstün kabul edilmekte.Okuyucu bu durumun farklı olduğunu ve yazarın olayı vereceğinin farkına varabilir. Pasiphae, Kirke gibi özelliklere sahip olsaydı, cezalandırılabilirdi.

Karakterlerin rolleri bu kitapta doğal olarak farklı statülerdedir, aralarında ayrıdırlar. Titanlar, olimposlu tanrılar, ölümlüler ve canavarlar. Bu noktada okuyucular farkındalık yaratarak okursa, bu dünyanın modern dünya ile benzerliğini anlık olarak hissedebilirler. İlk örnek Kirke’nin doğumudur. Kirke doğduğunda, başlangıçta anne ve babasının diyalogları çok normaldir ancak bu konuşmayı düşünürseniz, okuyucular aşağılama ve ayrımcılığı fark edebilirler.

“Bir prens sanırım.”

“Bir prens?” annem dedi. “Ölümlü birini kastetmiyorsun herhalde?”

Yüzündeki tiksinti apaçıkmış. Küçükken bir keresinde ölümlülerin neye benzediğini sormuştum. ‘Biçimlerinin bize benzediğini söyleyebilirsin.’ demişti babam ‘ama ancak bir solucanın balinaya benzediği kadar.’ Annem daha basit bir açıklama getirmişti: Çürümüş etle dolu iğrenç torbalara benzerler. 

Bu diyalogda okuyuculara, modern dünyamızda yüksek gördüklerini doğal olarak tanrıları, prens dedikleri ölümlüleri ise daha aşağı dediğimiz insanlar olarak düşünmelerine izin verin. Bu fikir devreye girdiğinde, kitaba farklı bir yaklaşım getirebiliriz. Kirke bir tanrıça olması nedeniyle tanrılarla evli olmalıdır. Bu farklı evlilik statüsüyle bağlantı kurarsak, insanlar olumsuz fikirlerle yüzleşebilir. Bu, işçi-patron, ünlü-bilinmeyen kişi, doktor-terzi gibi ilişkiler gibidir. Bu önekteki ilişkileri düşündüğümüzde, aklımızda zor ilişki olasılıkları belirir. Başka bir örnekte canavarlar kötü yaratıklar olarak tanımlanıyor, ancak Skylla’ya baktığımızda onun bir canavara dönüşmesi ironik bir düşüncedir. Kirke’nin sihri, büyüye maruz kalan kişinin gerçek yüzünü ortaya çıkarır. Skylla, herkesin korkabileceği korkunç bir canavara dönüştü. Bu noktayı insanlarla uzlaştırmak istiyorsak hiyerarşik sistemde kişinin kendi yolunda üst dediği konuma geldiğini varsayalım ve buraya gelenlerin nasıl değiştiği konusunda bir fikir sahibi olalım. Çok zengin olmaktan kazanılan parayı boşa harcamak, çok ünlü olduğunuzda toplum için ortak bir uygunsuz davranış sergilemek, biri ya da bir şeye hala ihtiyaç duyduğunda kine ve öfkeye kapılmak vb. Bu örnekleri bu statü farklılığına dayandırabiliriz. Ve yazar bize bu mesajları vermiş olabilir.

Kısacası, Miller, bu kurguda neyin güzel kriterler olduğunu ve nasıl etkili olabileceğini verir ve okuyucu hiyerarşik sisteme ulaşıp düşünebilir. Bu ve bu tür kitaplar genellikle kurgu ve farklı konular için okunur ancak bazen bir kitabın yazarı bu ana fikirleri vermek ister ve bu tezler hayatımızda çok yaygın sorunlardır. Okuyucular bunu düşündüklerinde, öz farkındalıkları artar ve bu temel sorunları hatırlarlar ve bilim kurgu bize bu gibi noktalarda yardımcı olmaktadır.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s