Psikoloji

OİDİPUS KOMPLEKSİ

Oidipus kompleksi ya da Oedipus Karmaşası olarak bilinen çocuğun karşıt cinsiyetteki ebeveyni sahiplenip kendi cinsiyetindeki ebeveyni saf dışı etmek için beslediği duygu, düşünce, dürtü, tavır ve fantezilerin tamamı kapsayan Sigmund Freud’un temellendirdiği bir psikanalitik teorisidir. Sophokles’in 428 yılında sahnelenen Oedipus the King adlı eseri bu teorinin asıl çıkış noktasıdır. Yazılan tiyatro kaderden kaçmaya çalışırken öz babasını öldürüp annesi ile evlenen ve annesinden çocukları olan talihsiz bir kral hakkındadır.

Sigmund Freud’a göre çocuğun ilk aşkı karşı cinsiyetteki ebeveynidir ve kız çocuğunun babasını görünce şımarması veya erkek çocuğun annesinin yanında olmayınca hırçınlaşması bunu ispatlar niteliktedir. Teoriye göre, kız çocuğu anneden uzaklaşıp babaya yaklaşırken edindiği erkek arkadaşlarında da babasına benzeyen fiziksel ya da karakteristik özellikler varken, diğer taraftan nefret ettiği kız çocuklarında da anneye benzerlik söz konusudur. Benzer şekilde erkek çocuğun da âşık olma eğilimini anneye benzerlik ile doğru orantılıyken; babaya veya babaya benzeyen faktörler ile de rekabet ve düşmanlık söz konusudur.

Teorinin gözlemlendiği ve ispatlandığı bir diğer yer ise antik Yunan tanrıları ve efsaneleridir. Çocukların kendi cinsiyetindeki ebeveynlerine düşman-rakip gözüyle bakması ve onları yok etmek için çaba göstermeleri, ayrıca karşıt cinsiyete beslenen cinsel dürtü ve istekler de Yunan tanrıları hakkındaki efsanelerin büyük bir kısmını oluşturur.

Çocuğun çocuksu cinsel dönemden çıkana kadar devam eden bir süreci kapsamaktadır bu teori. İleri safhada yetişkinlikte de kendini gösterebilir ve bu durum toplumda ensest ilişki olarak tanımlanan, çocuğun öz anne-baba ile cinsel veya romantik birlikteliğine kadar gidebilen bir durumdur. Freud teorisi hakkında şunları söylemektedir: “çocuklar sık sık Oedipus tutumlarında, ebeveynlerden gelen bir uyarımla tepki verirler; çünkü ebeveynler tercihlerini sık sık cinsiyet farkı temelinde yapar, böylece baba kızını, anne de oğlunu tercih eder, ya da evlilik ilişkisinin soğuması halinde, değerini kaybeden bir sevgi nesnesinin yerine geçen bir nesne olarak seçer.”(Rüyalardaki Arkaik ve Çocuksu Özellik-s.238- 239).

Kısacası, çocuğun çocuksu cinsel dönemde karşı cinsiyetine duyduğu sevgi ve arzu ile kendi cinsiyetine duyduğu öfke ve rekabetin oluşturduğu neden ve sonuçlar ilişkisindeki sürece Oidipus Kompleksi ya da Oedipus Karmaşası denir.

DENİZ SEDA GÜNDOĞDU

AMNEZİ

Amnezi orijinal hali amnesia olan bellek yitimi, hafıza kaybı anlamlarına gelen bir tıp terimidir. Amnezi bir çeşit sınırlı hafıza kaybına yol açar. Amnetik Sendroma sahip olan kişiler bilinenin aksine hayatındaki her şeyi unutup, kimlikleriyle ilgili problemler yaşamazlar. Kendilerinin kim olduğunun ve yaşamlarının farkındadırlar.

Amnezinin en büyük belirtisi sonradan oluşan hafıza kaybıdır. Genellikle bir kaza ya da travmatik bir olay sonrasında yeni anıları, kişileri ve yerleri hatırla yetilerini kısmi ya da tamamen kaybederler. Bellek bir olaydan sonrasındaki anıları içinde tutamaz ve sürekli siler. Amnetik Sendroma sahip bireylerde herhangi bir kas ve zekâ sorununa rastlanmaz. Amneziye neden olan başlıca etkenler: Alzheimer hastalığı gibi demans türleri (demans sonucu ortaya çıkan amnezide genellikle yeni oluşan belleğin yitimi söz konusudur.), hipokampüste hasar, kafa travması, aşırı alkol tüketimi, travma ve stres, elektrokonvulsiv terapi (depresyon tedavisi olarak bu gibi yöntemleri kullanan hastalarda özellikle anterograd ve retrograd amneziye rastlanır.). Amnetik Sendrom kendi içinde pek çok alt başlığa ayrılır. Bunlar: Retrograd amnezi, anterograd amnezi, geçici global amnezi, bebeklik/çocukluk amnezisi, laküner amnezi, paraamnezi…

Clean Slate , 50 First Dates, Eternal Sunshine Of The Spotless Mind, Bourne Identity isimli filmlerde,  24 isimli televizyon dizisinde ve benim bu yazıyı yazmamdaki en büyük neden Memento’da amnezinin farklı türlerine yer verilmiştir.

Christopher Nolan’ın 2000 yılında yönettiği Amerika yapımı Memento filmi amneziyi konu alan en iyi filmlerden biridir. Latince ‘hatırla’ anlamına Memento ana karakterin sahip olduğu bir tür bellek bozukluğunu ele almaktadır. Filmin ana karakteri olan Leonard anterograd amnetiktir. Travma öncesindeki hayatını hatırlarken zorlanmamakta ve hatırlamaktadır. Ama beyni yeni anıları zihninde tutamaz ve her 15 dakikada ya da daha kısa sürece kendini travma anına kadar yenileyerek her şeyi silmektedir. Diğer taraftan Leonard paraamnetik davranışlarda göstermektedir. Çünkü zihni ona travma öncesi hayatına dair yanlış şeyler hatırlatmaktadır. Amnetik bir bireyin duygu/durum bozukluğunu, davranışsal farklarını ve etkilerini görmek için Memento filmini izlemenizi öneririm.

DENİZ SEDA GÜNDOĞDU